IFTV - Uluslararası İstanbul Film Tv Forum&Fuarı 14-16 Şubat
Broadcast İstanbul 2018 Forumu başladı

Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği’nce (RATEM) Kültür ve Turizm Bakanlığı ve CEO Event desteğiyle düzenlenen “Medyanın Dijital Dönüşümü ve Geleceği” konulu Broadcast İstanbul 2018 Forumu’nun açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Haluk Dursun, Türkiye’nin televizyonların sihirli gücünü 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gece gördüğünü belirterek, “Televizyon diğer bütün yayın organları gibi hayra ve doğru kullanıldığında, demokrasi ve insan için kullanıldığı zaman son derece hayırlı işlere ve sonuçlara doğru gitmektedir.” dedi. Dursun, “kültürel diplomasi” kavramının biraz ticari kaygı taşıyan bir söz olmakla birlikte kültür endüstrisinin artık dünyada son derece yaygın bir şekilde kullanıldığını ve bunun temel aracının medya, televizyon, radyo gibi iletişim araçları olduğunu söyledi.

608 televizyon ve bin 800 civarında radyo kanalının olmasının bunun tam anlamıyla bir gösterdiğini vurgulayan Dursun, “Bu süper güç birbirini ezme, tahakküm kurma, zorlama açısından değil, birbirini tanıma, muhabbet köprüsü kurma, iyiliği yaymak ve kötülükten sakındırmak için kullanılır. Medyanın bu anlamda süper bir gücü var. Bunun iyi niyet ve amaçla kullanılması çok önemli.” diye konuştu.

İletişim araçları içerisinde çok miktarda alet olduğunu fakat ilk geldiği günden itibaren bir sihirli kutu olarak evlerin baş köşesinde yer alan televizyonların etkisinin devam ettiğini dile getiren Dursun, göze ve çok daha hızlı bir şekilde zihinlere tesir etmesi bakımından televizyon yayıncılığının çok önemli olduğunu ve bu yayıncılık alanında önemli gelişmelerin yaşandığını belirtti.

“Türkiye televizyonların sihirli gücünü 15 Temmuz’da gördü”

Dursun, “Dijital yayıncılık alanında birtakım yargısal ve hukuksal gelişmeleri ön görmek ve bunları yasal düzenlemelerle düzenlemek durumunda olduğumuzu, 6112 sayılı kanunla yönetmelikte düzenlemelerin yapılmış olması gerektiğini ve bu konuda işlemlere başlanacağını da ifade etmek istiyorum.” dedi.

Televizyon ve diğer bütün yayın organlarının, dostluğun, kardeşliğin, birbirini anlamanın ve farklı kültürlerarası ilişki kurmada köprü olarak kullanılmasının ve bu ilişkiyi güçlendirmenin bir vasıtası olarak kullanılması gerektiğini vurgulayan Dursun, şöyle devam etti:

“Kültürel çeşitlilik ve farklılık mutlaka olacak ama o kültürel çeşitlilik içerisinde beşeri birliktelik, insanlık adına yapılması gereken tavırların da hiçbir zaman akıldan çıkarılmaması gerektiği kanaatindeyiz. Türkiye televizyonların sihirli gücünü 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gece gördü. Televizyon diğer bütün yayın organları gibi hayra ve doğru kullanıldığında, demokrasi ve insan için kullanıldığı zaman son derece hayırlı işlere ve sonuçlara doğru gitmektedir. Türkiye bunu açık bir şekilde gördü.”

“Türkiye, televizyon dizileri konusunda önemli bir güç”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Haluk Dursun, kültürel diplomasi ve kültür endüstrisi açısından televizyon dizilerinin Türkiye’nin önemli bir gücü haline geldiğine işaret ederek, “Daha önce Türkiye televizyon dizilerini dışarıdan ithal ediyordu. Şu anda Türkiye, televizyon dizileri konusunda önemli bir güç, etkileşim alanını kontrol eden ve katkı sağlayan bir ülke konumundadır. Bu diziler vasıtasıyla kültürünün derinliğin, zenginliğini, çeşitliliğini, ışıltısını ve tarihi geri planını ifade etmek açısından önemli bir imkanı doğru bir şekilde ve iyi niyetle kullanma yolunda çok memnun edici bir gelişme göstermiştir. Kültürümüzün, geleneğimizin, örfümüzün, tarihimizin dünyaya tanıtılmasında son dönemde televizyon dizileri çok büyük etkisi olduğunu görüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin dünyanın önemli kültür hazineleri üzerine oturduğunu fakat bu hazinelerin tam olarak tanıtımının henüz yapılmadığını dile getiren Dursun, 2 gün devam edecek forumun, bu tanıtımın ve iletişimin, medya üzerinden nasıl yapılacağını değerlendirmek açısından önemli bir fırsat sunacağını sözlerine ekledi.

Asya Pasifik Yayıncılar Birliği (ABU) Genel Sekreteri Javad Mottaghi, kaliteli içeriği ulaştırmanın ve toplumun her kesiminin ilgisini çekebilmenin hala önemini koruduğuna işaret ederek, “Yayıncılar olarak elbette halkın güvenini de kazanmak her şeyden önemlidir. Başarının anahtarı halkın sesi olabilmek ve halkların karar alma sürecine katılabilmesini sağlayarak, sosyal kalkınmada da rol oynamak bizim için hala çok önemli.” dedi. Mottaghi, medyanın yüzünü hızla değiştirdiğini, bugün artık neyi seyretmek istediklerine izleyicilerin karar verdiğini ve bunun yayıncılar için hem zorlukları hem fırsatları beraberinde getirdiğini söyledi.

Geleneksel medya kanalarının kendi izleyici kitlesini, reytingini ve pazardaki payını kaybedebileceğine dikkati çeken Mottaghi, “Tüm bunlar muazzam bir rekabeti beraberinde getiriyor, iş yapma biçimlerimizi etkiliyor. Gelişen teknoloji 4K, 8K gibi yayın kaliteleri ve geleceğin 12K’sı açısından bize bir zorluk kaynağı. Bu kadar hızla değişen bir teknoloji söz konusu olduğu zaman bunu takip edebilmek ve gerisinde kalmamak da zor.” diye konuştu.

Dijital devrim çağında yeni kitlelere erişebilmek için yeni teknolojilerin her türlü farklı medya platformunu sunduğunu aktaran Mottaghi, toplum her katmanına uygun ve doğru içerikle ulaşabildiklerini, izleyiciyle etkileşim içerisinde bulunup talep ettikleri içerikleri onlara sunabildiklerini belirtti.

Bütün bu teknolojik gelişmelere rağmen içeriğin hala kilit bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Mottaghi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kaliteli içeriği ulaştırmak ve toplumun her kesiminin ilgisini çekebilmek hala önemini koruyor. Yayıncılar olarak elbette halkın güvenini de kazanmak her şeyden önemlidir. Başarının anahtarı halkın sesi olabilmek ve halkların karar alma sürecine katılabilmesini sağlayarak, sosyal kalkınmada da rol oynamak bizim için hala çok önemli. Halkın güvenini sorumluluk sahibi olarak güvenilir, doğru içerikleri sunarak ve profesyonel kalarak kazanabiliriz. Asya pasifik bölgesinde bir çeşitlilik görüyoruz, bu bir tehdit değildir. Bizim doğru çabalarımızla bu çeşitlilik zenginlik olarak izleyicilerimize yansıyacaktır. Kurumlarımızla bunu yapmaya çalışıyoruz.”

“Medya, barışı ve anlayışı getirmede sorumludur”

Mottaghi, 73 ülkede 279 üyeyle 3,5 milyon izleyiciye eriştiklerinin altını çizerek, dünya standartlarında bir çalışma gerçekleştirmelerine rağmen ABU’nun olarak tam anlamıyla dijitale geçemediğini söyledi.

ABU olarak bölgesel uluslararası ortaklıkları güçlendirmeye çalıştıklarına işaret eden Mottaghi, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye de ABU’nun aktif bir üyesi. Türkiye’deki medya paydaşlarıyla birlikte ilişkilerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Küresel düşünmenin ve yerel hareket etmenin önemini savunuyoruz. Uluslararası etkinlikler bize bu zorlukları tartışmanın, fikir alışverişinde bulunmanın ve deneyim sunmanın fırsatını veriyor. Medya elbette bu farklılıklar konusunda büyük bir role sahip. Barışı ve anlayışı getirmede sorumludur. Medya halkın ve ülkelerin arasındaki diyaloğu güçlendirmede de sorumludur. Medya diyalog kurmada aktif bir rol oynayıp tarafları birbirine düşürmeden halka hizmet ederek, bağları güçlendirmelidir.”

“Uluslararası kanallarda Arapça yayın dili olarak kullanılmaktadır”

Arap Ülkeleri Yayıncılar Birliği (ASBU) Genel Direktörü Abderrahim Suleiman ise görsel ve işitsel yayıncı kuruluşları bir araya getiren ASBU’nun 1969’da kurulduğunu ve üye kurumların mesleki yetkinliklerini artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

Arap ülkelerinde yayın yapan birçok kurum ve şirketlerin kendi aralarında iş birliği yapmalarını tesis ettiklerine işaret eden Suleiman, şöyle konuştu:

“İşitsel ve görsel alanda uluslararası toplum nezdinde büyük değişmeler gerçekleşmektedir. Arap yayıncılık yıllık raporuna göre, 1990’lı yıllarda Arap kamu televizyon kanallarının sayısı 20-30 iken, özel sektörün de dahil olması sonucunda bugün Arapça yayın yapan kurumların sayısı 649 olup, bunlardan 36’sı kamu kurumu, 613’ü de özel sektöre ait yayıncılık kuruluşlarıdır. Bu kurumlar bin 122 televizyon kanalını idare etmektedir. Farklı uluslararası kanallar tarafından da Arapça yayın dili olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de de yine benzer Arapça yayın yapan kanallar bulunmaktadır. Arap ülkelerinin güçlü bir şekilde dünya ülkeleriyle iletişimde olmasını ve iş birliği tesis edebilmesini sağlamaktayız. İşitsel ve görsel Arapça yayının güçlendirilmesi konusunda da biz bu tür iş birliklerine açığız.”

BİZDEN HABERİNİZ OLSUN

İFTV etkinlik takvimi güncel haberleri en hızlı şekilde almak için lütfen abone olun